İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Tarihî 2 dk

Paravanın Arkasındaki Kız

1942’de İngiltere açlığın eşiğindeydi. Yiyecek, yakıt ve cephane taşıyan gemi konvoyları Atlantik’te Alman denizaltıları tarafından batırılıyor, adaya ulaşan yük her ay azalıyordu.

Donanma, sağlığı yüzünden denize çıkamayan Komutan Gilbert Roberts’ı Liverpool’a gönderdi. Görevi denizaltıların nasıl saldırdığını çözmek ve bir karşılık bulmaktı. Roberts ekip aradı ama işe yarar subayların hepsi denizdeydi. O da donanmanın kadın kolundan, “Wren” denen genç kadınlardan bir ekip kurdu. Çoğu yirmisine yeni basmıştı; hiçbiri savaş gemisinde bulunmamıştı.

Bir odanın zeminine tebeşirle deniz çizdiler, üstüne maket gemiler dizdiler. Konvoyu koruyan taraf, gerçek kaptanlar kadar az şey görsün diye bez bir paravanın arkasına oturtuldu; zemine küçük bir aralıktan bakıyordu. Batan konvoyların raporlarını tek tek bu zeminde yeniden oynadılar.

Aylar süren oyunlardan bir sonuç çıktı. Denizaltılar sanıldığı gibi konvoya dışarıdan saldırmıyordu. Gece gemilerin arasına süzülüyor, torpidoyu içeriden atıyor, sonra dalıp konvoyun gerisinde kalıyordu. Kaptanlar ise düşmanı hep dışarıda arıyordu. Ekip buna göre yeni bir manevra hazırladı. Adını “ahududu” koydular.

O sonbahar konvoyların başına Amiral Sir Max Horton getirildi. Eski bir denizaltı kaptanıydı ve bu oyuna kuşkuyla bakıyordu. Roberts onu oynamaya davet etti. Horton denizaltıları yönetecek, paravanın arkasındaki biri konvoyu koruyacaktı.

Beş oyun oynadılar. Amiral beşinde de yenildi.

Rakibini görmek istedi. Paravanın arkasından Janet Okell çıktı. Yirmi yaşındaydı, rütbesiz bir erdi ve ömründe denize açılmamıştı.

Horton’un önce canı sıkıldı. Sonra yeni taktiklerin bütün filoya öğretilmesini emretti. Savaş bitene kadar beş bin kadar subay, Liverpool’daki o odada o genç kadınlardan ders aldı.

Kaynak: Simon Parkin, A Game of Birds and Wolves (2019).

608 / 658