Bir hikaye gönder
Buradaki hikayelerin çoğunun yazarı belli değil. Hiçbiri bir kitapta doğmadı; anlatıla anlatıla, bir sofradan bir sofraya taşınarak geldi. Bugün duruyorlarsa, bir yerde birinin oturup yazmaya üşenmediği için duruyorlar.
Senin bildiğin bir hikaye de öyle olabilir. Dedenden dinlediğin, bir vaazda geçen, yıllar önce bir dergide okuyup unutamadığın… Yazıya geçmemiş bir hikayeyi bilenlerin sayısı her yıl azalır.
Nasıl yazacağını dert etme
Hatırladığın kadarı yeter. Cümleler devrik olsun, isimler eksik olsun, sonu tam gelmesin — hiçbiri sorun değil. Buradaki 658 hikayenin büyük kısmı da öyle geldi: bozuk taranmış sayfalardan, Türkçe karakterleri düşmüş dosyalardan, birinin aceleyle yazdığı dağınık metinlerden. Düzeltmek, başlık koymak ve konusunu etiketlemek bu işin kolay tarafı.
Sonra ne oluyor
Gönderdiğini okuyorum. Arşive uyuyorsa elden geçirip ekliyorum; kaynağını biliyorsan hikayenin altında o da yazıyor. Uymazsa gerekçesiyle bir yere not ediyorum — sitede alınmayan metinlerin listesi de tutuluyor. Küfür, müstehcenlik ve aşağılayıcı mizah dışında her şey değerlendirilir.
Bir hikayenin kaynağını biliyorsan ya da yayındaki bir metinde yanlış gördüysen de yine buradan yazabilirsin. Üye olman gerekmiyor; adını ve e-postanı da vermek zorunda değilsin.
Form, gönderdiğin metni e-postaya çeviren FormSubmit üzerinden geçiyor. Adını ve e-postanı vermek zorunda değilsin.