İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Vefa 1 dk

Taşları Atamayan Aile

Barselona’nın eski binaları, şehrin hemen yanındaki Montjuïc tepesinden çıkarılan bir taşla yapılmıştır. Ocaklar yirminci yüzyılda kapandı; o taştan artık yenisi çıkmıyor.

Barbany ailesi yüz otuz yılı aşkın süredir bu şehirde taş ustalığı yapıyor. Dedeleri de binaları, anıtları onarırdı, torunları da onarıyor.

Şehir büyüdükçe on dokuzuncu yüzyıldan kalma binalar yıkıldı. Yıkım demek moloz demektir; kamyonlar gelir, enkazı şehir dışına döker. Barbany ustaları ise yıkıntıların arasından kemer parçalarını, sütun kaidelerini, çeşme taşlarını ayırdılar. Bir ustanın elinden çıkmış taşı moloza katmaya elleri varmadı.

Bunları ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Kullanılmayan eski bir taş ocağına taşıyıp bıraktılar. Yıllar geçti, taşlar çoğaldı, üstlerini otlar bürüdü. Dışarıdan bakan biri için burası bir hurdalıktı.

Birkaç yıl önce genç bir mimarlık ekibi, şehirde açılacak küçük bir dükkânın içini tasarlıyordu. Dükkânın Barselona’dan başka hiçbir yerde olamayacak bir yer olmasını istiyorlardı. Montjuïc taşı aradılar, yolları Barbany’lerin ocağına çıktı.

Otların arasında Gotik mahalleden kalma parçalar, eski çeşmeler, kemerler buldular. Yetmiş sekiz parça seçtiler, her birini tek tek kayda geçirdiler. Taşları yeniden yontmadılar; oldukları gibi üst üste dizdiler. Derin olanı lavabo oldu, yayvan olanı raf.

İşin bir şartı var: Dükkân bir gün kapanırsa taşlar aileye geri dönecek ve sıradaki işlerini bekleyecek.

Bazı şeylerin değeri saklandığı gün belli olmaz. Onları o güne taşıyan “lazım olur” hesabı değil, “buna yazık olur” duygusudur.

Kaynak: Dezeen, Kasım 2024; Mesura mimarlık ofisinin proje anlatımı.

615 / 658