Laptop Kablosu
Yaklaşık on yıldır çalıştığım şirketten ayrılma kararı aldım.
Bir ay boyunca kafamda nasıl istifa edeceğimi kurdum. Müdürüm nasıl üzülecek, beni kararımdan döndürmek için neler söyleyecek, sunacağı yeni teklifleri nasıl reddedeceğim; hepsini tek tek kararlaştırdım. Ekip arkadaşlarımın şaşkınlığı gözümün önüne geldi. “Ya abi, bir daha düşünsen” diyeceklerdi. İnsan kaynakları yeni tekliflerle gelecekti. Hele CEO’muz. Beni çok seven, her gün asansörde karşılaştığımızda tatlı sohbetler ettiğimiz CEO’muz duyduğunda kim bilir neler hissedecekti. Belki insan kaynaklarına, “Bu arkadaşı ne edin edin, kalmasını sağlayın” diyecekti.
Bir ay geceleri uyumadan bütün senaryoları düşündüm. Artık kararım kesindi. Gidip istifa edecektim.
Müdürümün masasına gittim.
- Abi, biraz konuşabilir miyiz?
- Olur. Hayırdır inşallah, çok ciddi görünüyorsun.
- Hayır abi.
Dışarı çıktık, bir kenara çekildik.
- Abi, ben ayrılma kararı aldım.
- Ciddi misin?
- Evet.
- Niye ya?
- Artık ilerlemem lazım abi. Burada takılı kalmış gibi hissediyorum. Olmam gereken yere gelemiyorum, potansiyelimi burada gerçekleştiremiyorum diye düşünüyorum.
- Hayırlısı olsun.
Sonra ekledi:
- Şimdi bana iş çıktı, yeniden eleman bulmam lazım. Neyse, hallederiz. İnsan kaynaklarıyla konuş, işlemlere başlasınlar.
- Tamam.
- Ben yemeğe çıkacağım, arkadaşlarla sözüm vardı.
- Tamam abi.
Gidişine arkadan baktım. Beklediğim üzüntü, tepki, şok hâli yoktu. Tam uzaklaşmışken arkamdan seslendi. Döndüm.
- Efendim?
- Laptopunu, kablolarını getirmeyi unutma. Sonra gerçekten zor oluyor, insan kaynakları kablo paralarını bizden kesiyor.
- Tamam abi. Kabloları unutmam.
Ofise döndüm, arkadaşlarıma durumu anlattım. Çok üzüldüklerini söylediler. Ama yemek vakti gelmişti.
- Hadi yemeğe inelim, hem orada konuşuruz.
Yemekhane çok kalabalıktı. Cacık yerken, o gürültünün altında benim gidişime yeterince üzülünemedi. Keşke öğleden sonra açsaydım konuyu, dedim içimden. Aç oldukları, bir de ortalık gürültülü olduğu için kimse tam dikkatini veremedi.
Öğleden sonra yemekten dönünce tekrar bir araya geldik. Herkes bir şeyler soruyordu ama yine beklediğim şok ve üzüntü yoktu. Ekip arkadaşlarım, ben yokken işlerimin kendilerine kalacağı endişesine girmişlerdi. Haklıydılar; yerime biri gelinceye kadar işler onlara kalacaktı. Ekipte üzüntüden çok, kendilerine iş çıkardığım için hafif bir kırgınlık vardı.
İnsan kaynaklarıyla görüştüm. Hayırlı olsun deyip kalan ödemeyi, alacak verecek hesabını yaptılar.
- Laptopun kablolarını getirmeyi unutma.
- Tamam.
İhbar süresi doluncaya kadar şirkete gidip geldim. Artık ne ekibin ne de şirketin bir parçası gibi hissediyordum. Bensiz toplantılar, bensiz bir araya gelmeler.
Ayrılacağım gün müdürüm şirkette yoktu; çok önceden planlanmış bir tatili olduğu için yıllık izne çıkmıştı. Telefonda vedalaştık.
- Bugüne kadar yaptıkların için teşekkürler.
- Rica ederim.
Ekip arkadaşlarımla da vedalaşıp eşyalarımı aldım, asansöre bindim. Asansörde CEO ile karşılaştım.
- Ayrılıyor musun?
- Evet, son günüm.
- Hayırlısı olsun. Ya, benim evde wi-fi öbür odalara bağlanmıyor. Gücü arttırmak için ne yapmak lazım?
- Sinyal güçlendirici aletler var, onlardan alabilirsiniz.
- Tamam, teşekkürler.
Taksiye bindim, eve geldim. Çantayı boşaltırken fark ettim: laptop kablosunu vermeyi unutmuşum.
656 / 658