Hiç Yapılmamış Deney
1957’de pazar araştırmacısı James Vicary bir basın toplantısı düzenledi. Anlattığı şey gazetecileri yerinden sıçrattı.
New Jersey’de bir sinemada altı hafta süren bir deney yaptığını söyledi. Film oynarken perdeye saniyenin üç binde biri kadar süreyle iki cümle yansıtmıştı: “Kola iç” ve “Patlamış mısır ye.” Seyirci bunları göremiyor, ama bilinçaltı okuyordu. Sonuç olarak kola satışları yüzde on sekiz, mısır satışları yüzde elli yediden fazla artmıştı.
Haber bomba gibi düştü. Gazeteler “beyin yıkama” başlıkları attı. Kitaplar yazıldı, yasa teklifleri verildi, kimi ülkeler bu tür reklamı yasakladı. Soğuk Savaş yıllarıydı ve herkes aynı şeyden korkuyordu: Ya düşman da bunu kullanırsa?
Bu arada Vicary’nin şirketine reklamverenlerden milyonlarca dolarlık iş geldi.
Bazı araştırmacılar deneyi tekrarlamayı denedi. Hiçbiri aynı sonucu alamadı. Bir psikoloji öğrencisi, deneyin yapıldığı söylenen sinemaya gitti. Müdür böyle bir çalışmadan haberi olmadığını söyledi. Zaten o küçük salon, altı haftada Vicary’nin iddia ettiği kadar seyirci alamazdı.
1962’de Vicary bir dergiye konuştu ve itiraf etti. Şirketi zor durumdaydı, müşteri çekmek için hikâyeyi büyütmüştü. Elindeki veri, kendi deyişiyle, anlamlı olamayacak kadar azdı.
İtiraf küçük bir haber oldu. İlk haberi duyanların çoğu düzeltmeyi hiç duymadı. Aradan altmış yılı aşkın zaman geçti; gizli mesajların insanı kukla gibi yönettiğine hâlâ inananlar var.
Bir haber ne kadar ürkütücüyse o kadar hızlı yayılır. Yalanlaması aynı hızla yürümez. Herkes bir şeyi konuşuyor diye peşinden koşmadan önce, bir kişinin gidip sinemanın müdürüne sorması yeter.
Kaynak: James Vicary’nin 1957 açıklaması ve Advertising Age dergisindeki 1962 tarihli itirafı.
589 / 658