Ahşap Duvarlar
Milattan önce 480 yılında Pers kralı Serhas, o güne dek görülmemiş bir ordu ve donanmayla Yunanistan’a yürüdü. Atina’da herkes başka bir şey söylüyordu. Kimi sur örelim diyordu, kimi teslim olalım, kimi denizi aşıp İtalya’ya göçelim.
Karar çıkmayınca âdet olduğu üzere Delfi’deki kâhine danışıldı. Gelen cevap kısaydı: Atina’yı ahşap duvarlar koruyacaktı.
Çoğunluk bunu, tepedeki eski ahşap çitin ardına sığınmak diye anladı. Komutan Themistokles başka türlü okudu. “Ahşap duvar gemilerimizdir,” dedi. “Şehri bırakacağız, denizde dövüşeceğiz.”
Ağır bir karardı. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar karşı kıyılara taşındı; eli kürek tutan herkes gemilere bindi. Persler boş şehre girdi ve Atina’yı ateşe verdi. Atinalılar evlerinin, tapınaklarının yanışını uzaktan seyretti.
Themistokles açık denizde de savaşmadı; orada kalabalık Pers donanması onu çevirirdi. Düşmanı Salamis adasıyla kıyı arasındaki dar boğaza çekti. Yüzlerce Pers gemisi boğaza doluşunca manevra yapamadı, birbirine girdi. Sayıca az ama çevik Yunan gemileri onları tek tek batırdı.
Serhas savaşı kıyıdaki bir tepeye kurdurduğu tahttan izliyordu. Donanmasının büyük bölümünü o gün kaybetti ve çok geçmeden Asya’ya döndü.
Atinalılar yanmış şehirlerine geri geldiler ve onu yeniden kurdular. Her şeyi birden korumaya kalksalardı, belki hiçbir şeyi koruyamayacaklardı.
Kaynak: Herodotos, Tarih, 7. ve 8. kitaplar.
580 / 658