Artık Kumaşlar
Büyük markalar için çanta diken fabrikalarda her siparişin sonunda kumaş artar. Bir topun dibinde kalan üç metre turuncu, öbüründen beş metre mor. Yeni bir seri çıkarmaya yetmez, depoda tutmaya değmez. Bu artıkların çoğu çöpe gider ya da yakılır.
Amerikalı Cotopaxi şirketi sırt çantalarını Filipinler’de bir fabrikada diktiriyordu. Şirkettekiler o artık yığınlarına bakıp şunu sordu: Bunlar gerçekten işe yaramaz mı, yoksa her çantanın aynı olmasını biz şart koştuğumuz için mi kullanılamıyor?
Vardıkları karar basitti. Artık kumaşları fabrikadaki dikiş ustalarına verdiler ve tek bir kural koydular: Çantanın biçimi belli. Hangi parçası hangi renk olacak, ona sen karar ver. Yeter ki hiçbir çanta bir öncekinin aynısı olmasın.
Yıllardır kendisine verilen kalıbı, kendisine verilen renkle diken insanlar ilk kez seçmeye başladı. Biri sarı gövdeye yeşil cep koydu, biri fermuarı pembe yaptı. Her çanta, onu diken kişinin o günkü keyfini taşıyordu.
Alan tarafında da tuhaf bir şey oldu. İnternetten sipariş veren kişi çantanın modelini seçiyor ama renklerini bilmiyordu. Kutuyu açtığında dünyada bir eşi daha olmayan bir çantayla karşılaşıyordu. İnsanlar çantalarını birbirine göstermeye başladı.
Koleksiyonun adı Del Día kondu; İspanyolca “günün” demek. Şirketin en çok tanınan ürünü oldu.
Çöpe gidecek kumaş çantaya döndü. Asıl değişen ise atölyedeki insanlardı: Kendilerine güvenilip bir karar bırakılınca, aynı eller başka türlü çalıştı.
Kaynak: Cotopaxi, Del Día koleksiyonu.
581 / 658