Yankı
İki kardeş bir dağ yolculuğuna çıkmışlardı. Dağların görünüşü ve ihtişamı ikisini de büyülemişti.
Bu güzellikleri ilk defa gören küçük kardeş birden haykırdı:
- Muhteşem!
Sesi karşıki dağlarda yankılanıp geri döndü:
- Muhteşem!
- Sen kimsin?
Sözü biter bitmez cevap geldi:
- Sen kimsin?
Kendisiyle dalga geçen biri olduğunu düşündü:
- Sen benimle dalga mı geçiyorsun?
Cevap aynen kendisine döndü:
- Sen benimle dalga mı geçiyorsun?
Çocuk iyice öfkelendi:
- Salak mısın be?
Cevap yine değişmedi:
- Salak mısın be?
Bunun üzerine ağabeyine döndü:
- Neler olduğunu sen anlayabildin mi?
Ağabeyi bir yandan tebessüm ediyor, bir yandan kardeşinin içine düştüğü durumu izliyordu.
- Bak, beni izle.
Sonra dağa yönelip seslendi:
- Güzel gören güzel düşünür.
Cevap gecikmedi:
- Güzel gören güzel düşünür.
- Yaşamak çok güzel.
- Yaşamak çok güzel.
- Seni çok seviyorum.
- Seni çok seviyorum.
Kardeşi olanları hayretler içinde seyrediyordu ama yine de bir anlam verememişti.
- Olanları bana anlatabilecek misin?
Ağabeyi inceden inceye tebessüm etti:
- İnsanlar buna yankı derler. Ama o, bizim hayatımızın ta kendisidir. Hayatta söylediğin her şey bir gün gelir seni bulur; tıpkı dağa söylediğin sözler gibi. Başkalarından güzel şeyler duymak istiyorsan, kendi kalbini güzel şeylerle doldurmalısın.
692 / 710