İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Tarihî 1 dk

Toprak Dolu Çuval

Endülüs hükümdarlarından biri, fakir bir kadının arsasına saray yapılmasını emretti. Arsa hükümdarın sarayına yakındı; bedelini de ödemiyordu. Zavallı kadıncağızın bu arsadan başka hiçbir şeyi yoktu.

Ne yapsın, ne etsindi? Meseleyi halletmesi için kadıya gitti, hükümdarı şikâyet etti.

Zamanın şeyhülislamı meseleyi dinleyip kadının haklı olduğuna hükmetti. Sonra hükümdara hiçbir şey söylemeden bir kazma, bir kürek ve bir çuval alıp geldi.

Kadının arsasını kazıyor, sonra bu toprağı kürekle çuvala dolduruyordu. Hükümdar da sarayından bu hâli seyrediyor, kendi kendine söyleniyordu: herhalde şeyhülislam aklını oynattı. Oynatmasaydı koca şeyhülislam amele gibi toprak kazar mıydı?

Şeyhülislam çuvalı doldurdu, sırtına alıp götürmek istedi. Fakat ihtiyar olduğundan, toprak da ağır geldiğinden kaldıramadı.

Çuvaldan bir miktar toprak boşaltacağına, çuvala biraz daha toprak koyup ağzına kadar doldurdu. Tekrar kaldırmak istedi; tabii yine kaldıramadı.

Bu hâli seyreden hükümdar daha fazla sabredemeyip onu huzuruna çağırdı:

- Hoca Efendi! Sen bu zayıf hâlinle bu çuvalı nasıl kaldıracaksın? Hem sonra çuvalı boşaltacağına habire dolduruyorsun. Bunu kaldıramayacağını nasıl düşünemiyorsun?

Şeyhülislam zaten bu soruyu bekliyordu. Cevabı hemen yapıştırdı:

- Peki sultanım. Siz benim omuzlarımın bu çuvalı kaldıramayacağını biliyorsunuz da, yarın huzur-u ilahide o arsayı kaldıracak güce sahip olamayacağınızı niçin düşünemiyorsunuz?

Hükümdar bu cevabı duyunca hata ettiğini, hocanın kendisini ikaz için böyle yaptığını anladı. Ve ihtiyar kadıncağızın arsasını gasbetmekten vazgeçti.

691 / 710