İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Hayat 1 dk

Simitçi

Ünlü basketbolcu eşiyle birlikte Eminönü’nde geziyorlardı. Önce akvaryumcuları dolaşmışlar, Kapalıçarşı, Nuruosmaniye, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı derken Yeni Camii’nin önüne kadar gelmişlerdi. Orada bağıra çağıra simit satan bir çocuk vardı.

Basketbolcu birden duraladı. Sonra simitçiye yaklaştı.

- Simit kaça koç?

- 300 bin abi çıtır çıtır.

- Tezgahta kaç simit var?

- 70-80 tane var herhalde abi…

- Hepsini alsam ne kadar tutar?

- 80 dersek 24 milyon…

- Al sana 30 milyon, farz et ki hepsini satın aldım say.

- Sağol abi… sağol.

Basketbolcu üç onluk çıkarıp simitçinin önüne bıraktı. Eşi şaşkındı. Üç beş adım yürümüşlerdi ki, kocasına yaklaşıp fısıldadı:

- Suat, sen deli misin?

- Yoo…

- Peki yemediğimiz simitlerin parasını neden verdin?

- Boş ver sorma.

- Diyelim ki soruyorum. Hem ısrarla soruyorum.

- Öyleyse söyleyeyim!

- Lütfedersiniz beyefendi!

- Simit tablasının kenarı dikkatini çekti mi?

- Hayır.

- Baksan görecektin. Tahtaya bir isim kazınmıştı.

- Nasıl bir isim?

- Suat!

- Yoksa?

- Evet, o tezgah eskiden benimdi.

Ahmet Sırrı Arvas

503 / 658