İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Hayat 1 dk

Şapkalı Rüzgâr

On beş yaşındayım, bir fabrikada çalışıyorum. Bir gün fabrikadan çıktım. Ergen kafası işte; eve gideyim mi, gitmeyeyim mi diye Şirinevler Meydanı’nda duruyorum.

O sırada bir arkadaşım geldi:

- Ne yapıyorsun? dedi.

- Duruyorum.

- Şurada yerel bir radyo var, dedi, beraber iş başvurusunda bulunalım.

- Ya benden programcı olmaz ki.

- Senden değil zaten, dedi, sen benimle gel.

Benim hayatımda hep böyle olmuştur zaten; bir şey dendiğinde karşı gelemiyorum.

- Tamam, olur, dedim.

Gittik. Bir de baktım, on kişi sıraya girmişiz. Radyonun yeni yönetmeni bir hanımefendi. Hepimize küçük kâğıtlar verdi. Adımızı, soyadımızı ve bir de “rüzgâr” yazıp vermemizi istedi. Yazdık verdik.

Bütün kâğıtlara baktı:

- Mehmet Ercan kalsın, dedi. Diğer arkadaşlar gidebilirler.

Herkes bir bana baktı, sonra gittiler. Hanımefendi döndü bana:

- Seni radyo programcısı yapalım, dedi. Rüzgâr’ın üstüne şapkayı bir tek sen koymuşsun.

Çünkü ben Türkçeyi sonradan öğrendim. Sonradan öğrendiğin bir dili kurallarıyla öğreniyorsun; hata yapmamak için kurallarıyla beraber yazıyorsun. Onu ana dili olarak bilen ise buna dikkat etmiyor.

577 / 658