Salebe ve Zekatı
Ebu Ummet-ul Bahilî’nin rivayet ettiğine göre Salebe İbni Hâtip Peygamber’imize gelip: “Ya Rasûlallah, Allah’a duâ et de bana mal versin” dedi.
Peygamber’imiz onun bu arzusunu: “Yâ Salebe, şükrünü edâ ettiğin az mal, şükrünü yerine getiremeyeceğin çok maldan daha iyidir.” diye karşılık verdi.
Salebe yine de:
“Ya Rasûlallah, Allah’a dua et de bana mal versin” diye ısrar etti.
Peygamberimiz ona: “Ya Salabe, beni misâl almak istemez misin? Allah’ın Rasûlu gibi olmak istemez misin? Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederek söylüyorum ki, dağların benim için altın ve gümüş olmasını dilesem, olurlardı.” diye cevap buyurdu.
Salabe bu sefer dedi ki, “Seni Hak dinle peygamber gönderen Allah’a yemin ederim ki, bana mal versin diye Allah’a dua edersen, her hak sahibine hakkını vereceğim., şöyle şöyle yapacağım.”
Bunun üzerine Peygamber’imiz “Allah’ım, Salabe’ye mal nasib eyle” diye dua etti. Salabe de koyun edindi.
Salabe’nin edindiği koyunlar çok hızlı çoğaldı. Öyle ki, sürüsüne Medine dar geldiği için vâdiye taşındı. Bu yüzden öğle ve ikindiyi cemaatle kılıp, diğer vakitler cemaatten geri kalmaya başladı. Bu arada sürü çoğalmaya devam ettiği için Salabe başka bir yere taşınmak ihtiyacını duydu ve Cuma’dan başka hiçbir namazı cemaatle kılamamaya başladı.
Derken sürü hızla çoğalmaya devam etti. Salabe de Cuma günleri kervanların yoluna çıkarak Medine’de olup bitenleri öğrenir oldu.
Bir gün Peygamber’imiz “Salabe ne yapıyor?” diye sordu. O’na “Ya Rasûlallah, sürü edinince Medine’ye sığmaz oldu” diye başlayarak olup bitenleri anlattılar. Peygamber’imiz “Yazık Salebe’ye, yazık Salebe’ye yazık Salebe’ye” diye buyurdu.
Bu sırada “Onların mallarından belirli bir sadaka al, böylece onları temizlemiş ve nefislerini arındırmış olursun. Onlar için duâ et, senin duân onları huzura kavuşturur.”(Tevbe süresi âyet: 103) meâlindeki âyet inerek zekat vermek farz kılındı.
Peygamber’imiz Cuheyne kabilesi ile Beni Suleym kabilesinden iki kişiye yazılı bir emirname verip zekât toplamakla görevlendirdi. Onlara “Salebe Bin Hatib ile Beni Suleym’den falan adama varıp zekâtlarını alın” diye emir verdi.
Adamlar yola çıkıp Salebe’ye vardılar, Peygamber’imizin emirnamesini okuyarak kendisinden zekâtını vermesini istediler.
Salebe tahsildarlara,“Bu cizyeden başka birşey değil. Bu cizyeden başka birşey değil. Bu cizyenin kardeşidir. Gidin, işiniz bitince bana yine uğrayın” dedi. (Cizye: İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi)
Bunun üzerine tahsildarlar Suleymi’ye yöneldiler. Suleymi onların geldiğini duyunca develerin en semizini seçerek onu zekatlık olarak ayırdı ve tahsildarları onunla karşıladı. Tahsildarlar bunu görünce “En semiz deveyi vermen gerekli değil, o yüzden bunu senden almak istemiyoruz” dediler. Suleymi “Ne münasebet alın onu, ben gönül hoşnutluğu ile veriyorum. Onu siz alasınız diye ayırdım.” dedi.
Tahsildarlar görevlendirdikleri diğer zekâtları toplamayı bitirince geri dönerken Salebe’ye bir daha uğradılar, zekâtını vermesini istediler. Salebe bu sefer onlara “Yanınızdaki yazıyı gösterin” dedi. Yazıya göz atarken yine “Bu cizyenin kardeşidir, siz gidin ben ne yapacağımı düşüneyim” dedi.
Tahsildarlar Paygamber’imize döndüler. O onları görür görmez daha kendileri ile konuşmadan “Yazıklar olsun Salebe’ye” dedi ve Suleymi’ye duâ etti. Tahsildarlar da Peygamber’imize gerek Salebe’nin ve gerekse Suleymi’nin nasıl davrandığını anlattılar.
Bunun üzerine Allah (C.C.) tarafından Salebe hakkında:
“Onlardan bir kısmı “Eğer Allah bize mal bağışlarsa mutlaka zekat verir ve mutlaka salihlerden oluruz” diye söz verdiler. Fakat Allah onlara mal bağışlayınca onu cimrilik ettiler, arka dönüp sözlerinden caydılar. Allah da kendisine verdikleri sözden cayarak yalan söyledikleri için O’nun karşısına çıkacakları güne kadar kalblerine nifak ekmek suretiyle onları cezalandırdı.”(Tevbe Suresi, Ayet: 75-77) mealindeki ayet indi.
Bu sırada Peygamber’imizin yanında bulunan Salebe’nin bir akrabası, inen ayeti duyunca Salebe’ye vararak ona “Yâ Salebe, anan ölesi, ulu Allah senin hakkında öyle şöyle bir ayet indirdi.” dedi.
Bunun üzerine yola çıkan Salebe, Peygamber’imize vararak zekatını almasını istedi. Peygamber’imiz kendisine: “Allah, bana senden zekat almayı yasakladı” diye cevap verdi.
Peygamber’imizin bu cevabı üzerine Salebe başına toprak serperek döğünmeye koyuldu.
Peygamber’imiz ona: “İşte senin amelin, verdiğim emri yerine getirmedin.” dedi.
Peygamber’imiz (aleyhissalatu ve sellem) vereceği zekâtı almak istemeyince evine döndü.
Peygamber’imiz (s.a.v.) ahirete irtihal edince Salebe, zekât borcunu Hz. Ebû Bekr’e getirdi, fakat Ebû Bekr de onu geri çevirdi. Arkasından Hz. Ömer’e getirince o da kabul etmedi. Hz. Osman’ın halifeliğe geçişinden sonra da Salebe vefat etti.
481 / 658