İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Vefa 1 dk

Paltomu Isıran Köpek

Ben daha çocuktum. O yıl çetin bir kış geçiriyorduk. Hele koyunlar da erken doğurmaya başlayınca babam ne yapacağını şaşırmıştı. Ben şehirdeydim; babam otuz kilometre uzaktaki ağılda tek başına her şeyin üstesinden gelmeye çalışıyordu.

Nihayet bir haber geldi: beni çağırıyorlardı.

Annem hem ağlıyor hem beni kat kat giydiriyordu. Ekmeği bir çıkına sardı, koca bir sefertasına pekmez doldurdu. Nasırlı ellerini öpüp köpeğimi de yanıma alarak yola çıktım.

Şehri kolay geçtim. Ama kırlara gelince zorluklar başladı. Karın kalınlığı neredeyse boyuma geliyordu; ortaokul birinci sınıftaydım.

Ha gayret derken yolumu kaybettiğimi anladım. Ama köpeğim yardım edince işler düzeldi, yolu beraberce bulduk. Yalnız çok zaman kaybetmiştik. Önümde sanki sonu olmayan bir beyazlık uzanıp gidiyordu.

Alacakaranlıkla beraber kar fırtınası da geldi. Göz gözü görmüyordu. Gece yarısına kadar çırpındık durduk.

Yorgunluktan bitmiştim, uyumak istiyordum. Ama uyursam donup öleceğimi biliyordum. Köpeğim de bunun farkındaydı. Beni uyutmamak için havlıyor, etrafımda zıplıyor; zaman geliyor eski paltomu ısırarak, çekerek beni yürütmeye çalışıyordu.

Böylece saatlerce yol aldık. Ama sonunda düştüm. Tatlı bir uyuşukluk her yanımı kapladı.

Son gördüğüm şey, köpeğimin çaresiz çırpınışlarıydı.

Köpeğim benim üzerime yatarak donmamı engellemiş, kendi hayatını benim için feda etmişti.

Evet, köpeğim ölmüştü. Ben ise hâlâ yaşıyorum.

Kaynak: Cüneyt Arkın’ın anlattığı bir hatıra.

682 / 710