İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi

Kavanozdaki Elma

Konfüçyüs bir gün, bir elinde cam kavanoz, öbür elinde irice kırmızı bir elmayla sınıfa girdi. Girer girmez sağ elini havaya kaldırdı:

- Bu elimde gördüğünüz şey nedir?

- Kavanoz!

Diğer elini kaldırdı:

- Peki bu nedir?

- Elma!

Ellerini indirdi. Kavanozu kürsünün önüne koydu, elmayı içine attı ve gülümseyerek sınıfa döndü:

- Kavanozdan çıkarmayı başaran elmayı yer.

Çocuklardan biri kalktı:

- Ben çıkarabilirim.

- Gel, çıkar bakalım.

Çocuk elini kavanoza rahatça soktu, elmayı kolayca avuçladı. Ama bir türlü dışarı çekemedi; elmayla birlikte eli kavanozun ağzına sığmıyordu. Elmayı da bırakmak istemiyordu. Yalvarırcasına Konfüçyüs’e baktı:

- Hocam, elimi kurtaramıyorum.

- Elmayı bırak.

- Ama elma yemek istiyorum.

Bütün sınıfla birlikte Konfüçyüs de bir kahkaha attı:

- İki şeye aynı anda her zaman kavuşamayabilirsin oğlum. Tercih yapmak zorunda kalabilirsin.

Çocuk düşünüyor, bir formül arıyor ama bulamıyordu. Ya eli kavanozda kalacaktı, ki o takdirde elmaya zaten kavuşamayacaktı; ya da elmadan vazgeçip elini kurtaracaktı. İki şıkta da elmayı yeme zevkinden mahrum kalıyordu. Mecburen elmadan vazgeçti, elini kurtardı.

- Başka denemek isteyen var mı?

Birkaç çocuk daha denedi, başaramadı. Sonunda herkes yerine oturdu. Konfüçyüs sınıfa dikkatle baktı:

- Peki bu elmayı kavanozdan ben çıkarabilir miyim?

- Hayır! İmkânsız!

Ve Konfüçyüs imkânsızı başardı. Herkesin gözü önünde avucunu açtı, kavanozu ters çevirdi; elma yuvarlanarak eline düştü.

Herkes şaşırmıştı. Bu kadar basit bir yöntem neden kendi akıllarına gelmemişti?

Konfüçyüs ise son derece ciddi görünüyordu:

- Çocuklar, aslında bu göründüğü kadar basit bir şey değil.

- Ama çok basit. Kavanozu ters çevirince elma avucunuza düşüyor.

Konfüçyüs, konuşan çocuğa döndü. Elma tutan elini havaya kaldırdı, herkese gösterdi:

- Görünene aldanma evlat. Gerektiği zaman bir şeyi bırakabilmek, gerçekten basit bir iş değil.

674 / 710