Hazeran Sandalye
1859’da Viyana’da marangoz Michael Thonet, kayın ağacını buharla eğerek bir sandalye yaptı. Sadece birkaç parçadan oluşuyordu, vidalarla birleştiriliyordu. Sökülmüş hâlde bir metreküplük sandığa otuz altı tanesi sığıyordu. “14 numaralı sandalye” adıyla bütün dünyaya yayıldı, milyonlarca satıldı. Bugün hâlâ kafelerde onu görüyoruz.
Hasan Ağa ise 1872’de Bulgaristan’da, Filibe yakınlarında doğmuştu. 93 Harbi’nden sonra ailesi göç edip İnegöl’e yerleşti.
1930’da elli sekiz yaşındaki Hasan Ağa, iş için Bulgaristan’a gitti. Üretimini artırmanın yollarını arıyordu. Orada Thonet’in Viyana sandalyesinin bütün dünyada meşhur olduğunu öğrendi. Bir şey daha öğrendi: Türkiye’de bu sandalyeyi yapan kimse yoktu.
Geri döndüğünde yanında bir Thonet ustası getirdi. Usta, çırağı olan oğlunu da yanına alıp İnegöl’e geldi.
1933’te Hasan Ağa’nın fabrikasında deneme üretimi başladı. 1934’te sandalyeler seri olarak üretilmeye başlandı. Türkiye’de bir ilkti. Hasan Ağa sandalyelerine bir ad verdi: Hazeran. Bu, İnegöl’ün ilk mobilya markası oldu.
Bir yıl sonra usta memleketine döndü. Ama gitmeden önce işi üç Türk gencine öğretmişti. Üretim devam etti.
Aynı yıl Hasan Ağa’nın sandalyeleri Ankara’da Meclis’te sergilendi. Kısa sürede başka atölyeler de açıldı. Hazeran sandalyeler İzmir Fuarı’na kadar gitti.
İnegöl’ün mobilyacılığı yalnızca Hasan Ağa’nın sandalyesiyle doğmadı. Usta marangozlar, göçmen zanaatkârlar, atölyeler… Ama o ilk adım, bir başka ülkede görülen bir sandalyenin peşine düşen bir adamın merakıyla atıldı. Bugün İnegöl, Türkiye’nin mobilya başkenti.
Kaynak: İnegöl Marangozlar ve Mobilyacılar Odası; İstiklal gazetesi.
627 / 658