Gözdeki Kıymık
15 Ağustos 1940, İngiltere Savaşı’nın en yoğun günlerinden biri. Pilot Gordon Cleaver, Hurricane uçağıyla Alman uçaklarına karşı uçuyordu. O gün gözlüğünü takmayı unutmuştu.
Uçağı vuruldu. Kokpitin pleksiglas kubbesi parçalandı. Keskin plastik kıymıklar Cleaver’ın iki gözüne birden saplandı. Paraşütle atladı, hayatta kaldı. Ama bir gözü kör oldu, diğeri ağır hasar gördü. Pilotluk hayatı bitti.
Londra’da göz doktoru Harold Ridley, Cleaver’ı ve onun gibi yaralı pilotları muayene ederken bir şey fark etti. Gözün içine giren cam kıymıklar iltihaba yol açıyordu. Ama pleksiglas kıymıklar yıllarca gözde kalıyor, göz onları reddetmiyordu.
Bir başka gün Ridley katarakt ameliyatı yapıyordu. O dönem katarakt ameliyatında bulanıklaşan göz merceği çıkarılır, hasta kalın gözlüklerle görmeye çalışırdı. Ameliyatı izleyen bir tıp öğrencisi şöyle dedi:
- Kataraktın yerine şeffaf bir mercek koyamamanız ne yazık.
Ridley iki gözlemi birleştirdi. Gözün kabul ettiği malzemeden bir mercek yapılabilirdi.
29 Kasım 1949’da Londra’daki St Thomas’ Hastanesi’nde, gizlice, dünyanın ilk yapay göz merceğini bir hastanın gözüne yerleştirdi.
Ama meslektaşları ona inanmadı. Bir kongrede saygın bir göz doktoru, Ridley’nin hastalarını muayene etmeyi bile reddetti. Yıllarca eleştirildi, alay edildi. Yöntemin kabul görmesi yirmi yılı aşkın sürdü.
Sonunda haklı çıktı. 2000 yılında, doksan üç yaşındayken şövalyelik unvanı aldı. Bugün dünyada her yıl milyonlarca katarakt ameliyatında yapay mercek kullanılıyor.
Hikâyenin en güzel yanı ise şu: yıllar sonra pilot Gordon Cleaver da katarakt oldu ve gözüne, gözünü kör eden malzemeden yapılmış bir mercek takıldı.
Kaynak: ESCRS EuroTimes; Royal College of Surgeons, Plarr’s Lives.
642 / 658