İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Tarihî 2 dk

Elinden Düşmeyen Değnek

Molla Yegân hacdan dönerken yanında bir âlim getirmişti: tefsirde ve hadiste eşsiz bir adam, Şemseddin Ahmed el-Gürânî. Sultan II. Murad’ın huzuruna çıktığında onu şöyle takdim etti: bu zat, hac hediyesidir.

Padişah, Gürânî ile bir saat konuştu. O konuşmanın sonunda mecliste bulunan herkes karşılarındakinin kıymetini anlamıştı. Murad Han ona Bursa’da bir medrese verdi, sonra bir başkasını.

Ama padişahın aklında başka bir iş vardı.

Oğlu Şehzade Mehmed o sırada Manisa’daydı; hem ders alıyor hem yönetmeyi öğreniyordu. Murad Han, Gürânî’yi oğluna hoca tayin etti. Yola çıkmadan önce onu karşısına aldı:

- Sizden evvel birkaç tanınmış üstat gönderdim. Hiçbiri ona Kur’an’ı öğretemedi. Ferman yolladım; sultanın hükmü olan fermanıma bile itaat etmedi. Gönderdiğim hocalar nazik ve yumuşak davrandı, o da yüz buldu. Anladım ki bu işi ancak sert bir emirle siz yaparsınız. Gerektiğinde şehzadeyi azarlayabilecek, hatta dövebilecek bir hoca arıyordum.

Sonra eline bir değnek tutuşturdu:

- Bu değnek, tespih gibi, elinden düşmesin. Konuşurken bile elinde görsün. Seni bir kere öfkeli görürse gözü senden korkar.

Molla Gürânî Manisa’ya gitti. Şehzadenin karşısına değnek elinde çıktı.

- Sana Kur’an öğretmeye memur edildim, dedi. Babanın fermanı şudur: şehzade emre uymaz da dersini almazsa, onu bu değnekle dövüp azarla.

Mehmed güldü. Söyleneni hafife almıştı.

Gürânî sarayın bütün ağalarını topladı. Herkesin önünde, padişahın oğlunu elindeki değnekle dövdü.

O günden sonra hocası, şehzadenin gözünde saygıyla karışık bir korku uyandıran adam oldu. Kısa zamanda Kur’an’ı hatmetti. Oğlunun hatmettiğini duyan Murad Han sevincinden Gürânî’ye hediyeler ve tuğralı bir ferman yolladı.

Yıllar geçti, Mehmed tahta çıktı. İlk işlerinden biri hocasını yanına almak oldu. Ona duyduğu muhabbet o kadar büyüktü ki vezirlik teklif etti.

Gürânî kabul etmedi.

Padişah ısrar edince sebebini anlattı:

- Ey padişah, senin kapında nice hizmetkârın var. Bu iç ağalar sana en güzel şekilde hizmet ederler. Vezirlik rütbesini onlara ver ki devletine koşarak, severek hizmet etsinler. Vezirlik dışarıdan birine verilirse onlar mutlu olmaz, huzursuz olur; düzen bozuldu derler. Devlette karışıklığa niye sebep olalım? Sonra bize de küserler. Siz çağırdığınızda ben yine hizmetinize koşa koşa gelirim.

Padişah bu sözleri yerinde buldu. Gürânî’yi vezir değil, kazasker yaptı.

Kaynak: Ahmed Hasîb Efendi, Silkü’l-Le’âl-i Âl-i Osmân (18. yüzyıl).

558 / 658