Egonuzu Kapıda Bırakın
1984’ün sonunda şarkıcı Harry Belafonte televizyonda Etiyopya’daki kıtlığın görüntülerini izledi. Bir şey yapmak istedi ve menajer Ken Kragen’ı aradı. Kragen’ın önerisi şuydu: Amerika’nın en büyük yıldızlarını bir araya getirip tek bir şarkı kaydetmek ve gelirini açlık çekenlere göndermek.
Şarkıyı Michael Jackson ile Lionel Richie yazdı. Zor olan, konserden konsere koşan onca yıldızı aynı gün aynı şehirde bulmaktı. Bunun için bir gece seçildi: 28 Ocak 1985. O akşam Los Angeles’ta müzik ödülleri dağıtılacak, hemen herkes orada olacaktı.
Tören bitince elliye yakın şarkıcı yakındaki bir stüdyoya geçti. Michael Jackson, Stevie Wonder, Bob Dylan, Tina Turner, Bruce Springsteen, Diana Ross, Kenny Rogers, Cyndi Lauper… Çoğu, hayatında ilk kez yanında menajeri olmadan kalabalık bir ortama giriyordu.
Yapımcı Quincy Jones stüdyoya bir yazı asmıştı:
“Egonuzu kapıda bırakın.”
İçeride alışılmadık şeyler oldu. Bütün dünyanın tanıdığı insanlardan kimi ortama hemen alıştı, kimi durakladı, kimi de kendinden ünlülerle aynı odada olunca afalladı, hatta utandı. Sıra tek başına söyleyeceği bölüme geldiğinde Bob Dylan bir türlü sesini bulamadı. Stevie Wonder piyanonun başına geçti, o bölümü Dylan’ın sesini taklit ederek söyledi ve ona yolu gösterdi.
Kayıt on iki saatten kısa sürdü.
“We Are the World” dünyada yedi milyondan fazla sattı ve açlıkla mücadele için altmış üç milyon dolar topladı.
O gece o odada, her biri tek başına stadyum dolduran elliye yakın insan vardı. Hepsi aynı koronun içinde durdu. Kapıdaki yazı, içeri neyin giremeyeceğini baştan söylemişti.
Kaynak: “The Greatest Night in Pop” belgeseli (2024); Mental Floss.
586 / 658