İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
Dinî 2 dk

Yolda Kalan Doktor

Pakistan’da çok başarılı bir doktor vardı: İşan Hüseyin. Yaptığı üstün hizmetlerden dolayı ona ödül vermek için uluslararası bir konferansa davet ettiler.

Büyük bir heyecanla yola çıktı, uçağına bindi. Ancak uçak havadayken yıldırım çarptı ve en yakın havalimanına inmek zorunda kaldı. Görevliler bir sonraki uçağın yirmi saat sonra kalkacağını söylediler.

- Mümkün değil, yetişemem! Bu konferansa mutlaka yetişmem lazım.

- Eğer işiniz çok acilse, şu an bulunduğunuz yer gitmek istediğiniz yere arabayla beş altı saat uzaklıkta, dediler. Size bir araba kiralayalım, onunla gidin.

Başka çaresi yoktu. Arabaya bindi ve son sürat konferansın yapılacağı yere doğru yola koyuldu.

Ama talihsizlik peşini bırakmıyordu. Yolda inanılmaz bir yağmur bastırdı, göz gözü görmüyordu. Biriken sular yüzünden araba bir süre sonra hareket edemez hâle geldi.

Bu sefer durum çok daha kritikti. Çünkü arabanın durduğu yer ıssız, kapkaranlık bir yerdi. Etrafta yalnızca tek bir ev vardı: küçük bir kulübe. Sığınmak için hemen oraya koştu ve kapıyı çaldı. Kapıyı yaşlı bir kadın açtı.

Doktor büyük bir telaşla içeri girdi:

- Bana hemen bir telefon vermeniz lazım. Acilen bir yeri aramam gerekiyor!

Yaşlı teyze onun bu telaşını görünce gülümsedi:

- Görmüyor musun evladım? Burada ne telefon var ne elektrik. Buyur, otur. Bir yemek ye, bir çay iç, kendine gel. Ondan sonra düşünürüz bunları.

İçine sinmese de bu teklifi kabul etti. Aslında başka çaresi de yoktu; geri dönecek hâli de yoktu. Dışarıda yağmur, sel, kıyamet.

Doktor yemeğini yerken yaşlı teyze biraz ileride namaz kılıyordu. Namazı bittikten sonra teyzenin ağlayarak uzun uzun dua ettiğini gördü. Bu durum çok dikkatini çekti. Az ileride bir beşik vardı; beşiğin içinde küçük bir bebek hareketsiz yatıyordu.

Teyze duasını bitirince doktor sordu:

- Hayırdır teyze, bu bebek kimin?

- Hiç sorma evladım, dedi yaşlı kadın. Anadan babadan yetim torunumdur. Hasta, çok hasta. Ne kadar uğraştım, ne kadar çabaladım… Kaç doktora götürdüm, çare bulamadılar. Gittiğimiz herkes, bu çocuğun dermanı Doktor İşan Hüseyin’deymiş, dedi. Ama çok uzaklarda bir doktormuş. Benim de gidecek gücüm, dermanım, çarem yok. Çaresiz oturdum. Elimden gelen tek şey Allah’a dua etmek. Rabbimden diliyorum: Allah’ım, sen bu bebeğin işini kolaylaştır.

Doktor neye uğradığını şaşırdı. O kadar etkilendi ki ağlayarak donup kaldı.

- Anacığım, üzülme, dedi. Öyle güzel bir dua etmişsin ki Rabbin seni öyle bir işitmiş ki… Senin duan için yıldırımlar çaktırdı, uçağı indirdi; seller akıttı, beni size getirdi. Doktor İşan Hüseyin benim.

535 / 658