Tahta Perde ve Çiviler
Arkadaşları ile geçinemeyen, huysuz ve kötü karakterli bir evlat varmış.
Bir gün babası, ona çivilerle dolu bir torba vermiş ve bahçedeki tahtaperdenin önüne götürmüş…
“Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her seferinde bu tahtaperdeye bir çivi çak” demiş.
Genç, birinci (ilk) günde tahtaperdeye bir hayli çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her gün daha az çivi çakmış.
Nihayet bir gün gelmiş ki, hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası, onu yeniden tahtaperdenin önüne götürmüş.
“Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahtaperdeden bir çiviyi çıkar, sök.)” demiş.
Günler geçmiş…
Bir gün gelmiş ki, her çivi çıkarılmış. Tahtaperde bomboş kalmış…
Babası ona; “Aferin, iyi davrandın ama bu tahtaperdeye dikkatli bak, artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak. Arkadaşına bin defa, kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak)” demiş.
Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir:
seni güldürür, yüreklendirir,
ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur,
seni dinler, sana yüreğini açar.
261 / 658