Kendine Güven
Lillian, Ontario’da River Canard adlı bir çiftçi topluluğu içinde büyümüş, Fransız kökenli, Kanadalı genç bir kadındı. “Lill” on altı yaşındayken babası onun yeterince eğitim almış olduğuna karar verdi ve aile gelirine katkıda bulunması için onu okuldan aldı. 1932 yılında, ikinci dili olan İngilizcesiyle ve sınırlı eğitim ve becerileriyle Lill’in geleceği pek parlak görünmüyordu.
Babası Eugene Bezaire, hayır yanıtından anlamayan ve bahane kabul etmeyen sert bir adamdı. Lill’den bir iş bulmasını istedi. Ama sınırlı bilgisi ve yetenekleri, Lill’in kendine güvenini ve saygısını azaltıyordu; Lill ne iş yapacağını bilemiyordu.
Lill, işe girme umutları zayıf olduğu halde yine de her gün otobüse binip “büyük şehirler”e, Windsor ve Detroit’e gidiyordu. Ama bir “Yardımcı aranıyor” ilanına yanıt verecek cesareti toplayamıyor, bir kapıyı çalma yürekliliğini bile gösteremiyordu. Her gün şehre gidiyor, avare avare dolaşıyor ve gün batımında eve dönüyordu. Babası:
- Nasıl gitti Lill? diye soruyordu.
Zayıf bir sesle:
- İyi gitmedi, yanıtını veriyordu.
Günler geçerken Lill şehre gidip gelmeye, babası iş bulup bulamadığını sormaya devam ediyordu. Sorular giderek daha ısrarlı oluyordu ve Lill, yakın zamanda bir gün bir kapıyı çalmak zorunda kalacağını biliyordu.
Şehre yaptığı yolculuklardan birinde Lill, Detroit’in içindeki Carhartt Overall Şirketi’nde bir ilan gördü. İlanda “Eleman aranıyor. Sekreterlik için içeri başvurun” yazıyordu.
Lill, Carhartt Şirketi’nin bürolarına ulaşana kadar birkaç kat çıktı. Önüne çıkan ilk kapıyı temkinli şekilde çaldı. Karşısına büronun yöneticisi Margaret Costello çıktı. Lill, zayıf İngilizcesiyle sekreterlik işi için geldiğini belirtti ve on dokuz yaşında olduğu yalanını söyledi. Margaret, yolunda gitmeyen bir şey olduğunu sezdi ama kıza bir şans vermek istedi.
Lill’i şirketin eski çalışma bürosuna götürdü. Sıra sıra insanların, sıra sıra daktiloların ve hesap makinelerinin önünde oturdukları büroya giren Lill, yüz çift göz kendisine dikilmiş gibi bir hisse kapıldı. İsteksiz çiftçi kızı, başını öne eğip gözlerini yerden kaldırmadan Margaret’i izleyerek kasvetli odanın arka tarafına doğru ilerledi. Margaret onu bir daktilonun başına oturttu.
- Evet Lill, ne kadar iyi olduğuna bir bakalım, dedi.
Lill’e tek bir mektup yazması talimatını verip odadan çıktı. Lill saate baktı ve 11.40 olduğunu gördü. Öğlen herkes yemeğe gidecekti; o zaman kalabalığa karışıp kaçabileceğini düşündü. Ama en azından mektubu yazma girişiminde bulunması gerektiğini biliyordu.
İlk denemesinde bir satır yazabildi. Yazdığı beş sözcükte dört hata vardı. Kâğıdı çıkarıp attı. Şimdi saat 11.45’ti. Kendi kendine “Öğlen kalabalığa karışıp dışarı çıkacağım ve kimse beni bir daha görmeyecek” dedi.
İkinci denemesinde tam bir paragraf yazmayı başardı ama yine çok hata yapmıştı. Kâğıdı çıkarıp attı ve baştan başladı. Bu sefer mektubu tamamladı ama yazdıklarında hâlâ bir sürü yanlış vardı. Saate baktı: 11.55. Özgürlüğe kavuşmasına beş dakika kalmıştı.
Tam bu sırada büronun arkasındaki kapı açıldı ve Margaret içeri girdi. Doğrudan Lill’in yanına geldi, bir elini masaya, diğerini kızın omzuna koydu. Mektubu okudu ve biraz durdu. Sonra:
- İyi iş çıkarıyorsun Lill, dedi.
Lill şaşkınlık içindeydi. Önce mektuba, sonra Margaret’e baktı. Yüreklendirici bu sözleri duyunca kaçma isteği yok olmuş ve kendine güveni artmaya başlamıştı. Kendi kendine “O iyi olduğunu düşünüyorsa, iyi olmalı. Sanırım kalacağım” dedi.
Lill, Carhartt Şirketi’nde kaldı; hem de tam elli bir yıl boyunca. O şirkette iki dünya savaşı, bir buhran, on bir devlet başkanı ve altı başbakan gördü. Tüm bunların nedeni, birinin, kendinden emin olmayan utangaç bir genç kız kapıyı çaldığında ona kendine güven armağanını verecek kadar iç görülü olabilmesiydi.
162 / 658