İlham Hikayeleri

Hikaye gönder RSS beslemesi
İbret 1 dk

Çivi Ustası

Eski zamanların birinde, çivi imal eden bir usta ile bu zavallı ustanın karısına göz koyan zalim bir vali varmış. Kadını elde etmek için ustayı ortadan kaldırmayı planlayan vali, ondan olmayacak bir iş istemiş:

- Yarına kadar üç yüz askerim için kebkeb imal edemezsen kelleni uçururum.

Kebkeb: ayakkabının altına çakılan, kabara dediğimiz demir parçası; pabuç çivisi. O zamanlar askerin ayakkabısına, uzun yol şartlarında dayansın diye böyle çiviler çakılırmış.

Hâlbuki bir günde en fazla on beş yirmi kebkeb yapılabilirmiş. Zavallı usta çaresiz kalmış. Valinin kendisini öldürmek için bu emri verdiğini de anladığından, sabaha kadar ağlayıp dua etmiş.

Sabah olunca evinin kapısında valinin adamlarını görmüş. Ümidi hepten kesilmiş bir hâlde hanımıyla helalleşip kapıyı açmış.

Valinin adamları demişler ki:

- Bu gece valimiz öldü; mismâr almaya geldik.

Mismâr: tabut çivisi.

Bir şair, bu hadisedeki hikmeti şöyle dile getirmiş:

Kebkebi mismâra tebdîl eyleyen Perverdigâr
Lâne-i mürg-i garîbi kul yıkar, Allah yapar

Beytin bugünkü Türkçesi:

Kebkebi mismara dönüştüren Allah;
garip kuşun yuvasını kul yıkar, Allah yapar.

Perverdigâr: rızıklandıran, yani Allah. Lâne: yuva. Mürg: kuş.

369 / 658