Ben Geç Kalmadım, ya Sen?
Sevgi dolu, ancak sevginin yürekte saklandığı bir ailede yetişmişti genç kız. Sevginin dile vurulması gerektiğini hiç düşünmemişti. Seviyorum demeye ihtiyacı var mıydı? Babası zaten biliyordu minik kızının kendisini sevdiğini. Kendisi de hiç duymamıştı babasından. Sevgisi hep içindeydi, hareketlerindeydi; ama dilde değil.
Bunun eksikliğini duyduğunda ise çok geç kalmıştı. Utanıyordu artık. İnsan babasına seni seviyorum diyemezdi. “Seni seviyorum”, bu aileden olmayan birine, belki de hak etmeyen birine kolayca söylenebilirdi; ama insanın babasına söylemesi utanılacak bir şey diye düşünüyordu. Utanıyordu. Ah, bir kere deseydi babasına, gerisi gelecekti, biliyordu. Seni seviyorum dedikleri ise tek tek yok olmuştu hayatından.
Hak etmemişlerdi bu sevgiyi, hatta seni seviyorum kelimesini. Anlamı bile basitleşmişti bu kelimenin. Oysa hep yanında olan, canı gibi sevdiği babasına söyleyememişti.
Sırf söyleyememek değildi derdi. Dokunamıyordu babasına, sarılamıyordu. Babası elini sadece bir kere tutmuştu. Çok acı çekiyordu genç kız; ufak bir operasyon sırasında babasını yanında istemişti. Elini tutmuştu babası, sıkıca. Sanki kızın eli kuvveti olmuştu. Acısını hafifletmişti. Bir kez tutmuştu elini.
Her gece dua etti genç kız:
- Tanrım, babamın elini tutmam için, ona sevgimi haykırmam için yardım et. Onun kolunda gururla yürümek istiyorum.
Kimi zaman unuttuğu da oluyordu bu duayı, ama Tanrı biliyordu ve onun için bir fırsat yaratacaktı. Buna emindi.
Ve bir gece babasının hastalanmasına şahit oldu genç kız. Birdenbire değil, yavaş yavaş; hastalanmasının her anını gördü. Babasının kolunun uyuştuğunu fark etti önce; hastaneye götürene kadar ağır ağır gelen felcin her dakikasına şahit oldu. Hıçkırarak ağlarken, babasının koluna girdiğini ve onun elini tuttuğunu hatırlıyordu. Hastaneyi inletircesine ağlamaları engellememişti felci.
- Neden Tanrım, neden şimdi, neden böyle bir zamanda?
Haykırışlarını duyanlar ettiği duayı bilemezlerdi ki. Günler boyu ağlamaları dinmedi. Seni seviyorum demesini duymadı babası belki, ama Tanrı duymuştu ve babasını genç kıza bağışlamıştı belli ki. Bundan sonra babasına, hak eden kişiye söyledi genç kız sevdiğini. Utanmadan, gururla söyledi.
Babam bu duygularımı belki hiç bilmedi. Ama ben herkesten çok hak ediyordum ona sevgimi söylemeyi.
Ve en çok o hak ediyordu benim sevgimi.
Seni seviyorum babacığım. Sonsuza kadar da yalnız seni bu kadar çok seveceğim.
218 / 658