Bir gün bir kafede oturuyordum. Birden kafeye daha önce gözümün görmediği güzellikte bir kadın girdi. Hayatımda onun gibisini görmedim… Ona bakıyordum, o da bana bakıyordu… Gözler konuşuyordu….
Bir bakış… bir gülümseme… bir randevu… ve bir buluşma…
Kafeden çıkarken onu takip ettiğimi biliyordu, beni çağırdı ve telefon numarasını verdi. O gece benim en mutlu gecemdi.
Günler geçti… Onunla telefonda konuşuyordum… Bir kere.. iki kere… üç kere ve daha fazla… Ama maalesef onun yaşça benden daha büyük olduğunu fark ettim…
Ama güzelliği yaşını kapatıyordu… Onunla saatlerce konuşmaya başladım…
Zengin olduğunu fark ettim. Malları vardı. Boşanmış bir kadın olduğunu öğrendim… Sonra bir gün benim ticarette ona yardımcı olmamı istedi… “Tamam” dedim.
“Şu ülkeye git ve bana malları getir. Önce şu adrese git, oraya gittiğinde insanlar sana ne yapman gerektiğini anlatacaklar” dedi.
Çok sevindim… Başka bir ülkeye gidiyordum… Hayallerim gerçekleşiyordu…. Belirlenen otele gittiğimde bir kişi kapıyı çaldı. Kapıyı açtım ki o bu o kadındı!
Bahsettiği iş birlikte olmaktan başka bir şey değildi. Bir kez birlikte olduk, sonra bir kere daha… sonra bir daha…. Bütün kalbim bu kadınla doluydu… Aklımda sadece o vardı.
Aradan aylar geçti. Bir gün erkek kardeşimle birlikte seyahat ederken bir trafik kazası geçirdik. Bana bir şey olmadı ama, kardeşimin durumu kötüydü… Ambulans çağırıp hastaneye götürdük….
Şimdi bütün kaygım kardeşim olmuştu, gözlerimin önünde ölebilirdi… Doktor acil kısmından çıktığında “Hemen acil kan lazım, bekleyemeyiz” dedi..
Ben öne çıkınca, “Sen kimsin?” diye sordu.
“Kardeşiyim” dedim.
Kan grubumu sordu, söyledim…
“Kardeşin ölmeden önce çabuk ona kan ver” dedi.
Kan alımından önce kan tahlili yaptılar. Sonra doktor geldi ve:
“Senin kanının nakledilmesine izin veremeyiz” dedi.
“Niye? Kardeşim ölmek üzere!” dedim….
“Sonra ….sonra konuşuruz başka kan istiyoruz…” dedi.
Şaşırdım. Başka bir kan buldular ve kardeşimi kurtardılar. Kardeşim ölümden kurtuldu…
Daha sonra doktora gittim…
“Neden kanımı kabul etmediniz?” diye sordum.
“Sen hastasın!” dedi.
“Nasıl yani?” dedim. “Ne demek istiyorsunuz?”
“Senin kanın aids virüsüyle kirlenmiş… Sen AIDS’lisin!” dedi.
Çıktıktan sonra kadını aradım. Üzgündüm ve korkuyordum.
“Biliyor musun ben hastayım” dedim.
“Ne hastası?” dedi.
“Ben AIDS hastasıyım” dedim.
Kahkaha attı!
“Neden gülüyorsun?” dedim…
“Sen kurbanlarımdan birisin!” dedi.
“Nasıl yani??”
“Sadece sen değilsin! Seneler önce bana bir genç AIDS virüsü bulaştırdı ve sonra ben de karşılaştığım her gence bu hastalığı bulaştırmaya ahd ettim!”
“Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.” (Mü’minun, 4-5)
Bu yazı Fadilet Eş-Şeyh Nebil el-Avadi’nin sitesi olan emanway.com‘dan Seda Ş. tarafından tercüme edilmiştir.
AIDS virüsü kapan insanlar isterlermiş ki, herkes benim gibi olsun, herkes benimle aynı acıyı çeksin. Birinde sinemaya giden biri koltuğa oturunca birşey batmış. Hemen kalkıp bakmış: Bir iğne. Yanına da bir kağıt iliştirilmiş: “AIDS’ın korkunç dünyasın hoşgeldin” yazıyormuş. Çok korkmuş, ama heralde böyle bir şey olamaz diye düşünmüş. Doktor, tahlil derken, acı gerçek, durum doğru çıkmış. AIDS olduğunu dehşetle fark etmiş. Dikkatli olmak lazım.